İletişim Metotları

İleri derecede işitme kaybı olan çocuklarda hangi eğitim sisteminin yararlı olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir. Bu gün işitme kayıplı çocukların eğitiminde kullanılan 3 ayrı yöntem vardır.

1) Sözel iletişim yöntemi

2) İşaret yöntemi

3) Total iletişim yöntemi

 

1. Sözel iletişim yöntemi

İşitsel eğitim ve dudaktan okumayı içermektedir. İşitsel eğitim; işitme cihazı kullanan kişilerin dinleme becerilerini geliştirmesine yardımcı olur. Bireyler cihazla amplifiye olmuş sesleri tanımayı, ayırt etmeyi ve tanımlamayı öğrenirler.

İşitme kaybının yol açacağı kısıtlamaları ortadan kaldırmak için küçük çocuklara hazırlanacak işitsel ve görsel eğitim programları iki amaca yönelik hazırlanmalıdır. Önce çocuğa çevresinde meydana gelebilecek ani değişikleri fark etme ve çeşitli çevresel seslerin farkında olma eğitimi verilmelidir. Sonra, programlar çocuğun sözel sinyalleri algılaması, lisanın linguistik kurallarını kazanması ve oral iletişimi kullanarak diğer kişilerle düşünce ve fikir alışverişi yapabilmesi için, konuşma becerilerinin geliştirilmesini içerir.

Tyler (1991), işitsel eğitimi işitme kayıplı bireyin işitmesîni maksimum düzeyde kullanması için cesaretlendiren bir metod olarak tanımlamıştır. Daha önceden hiç normal işitmemiş işitme kayıplı çocuk, sesleri yorumlamayı  ve işitsel uyarandan konuşmanın özünü çıkarmayı öğrenmelidir.

Tyler (1991), günümüzde kullanılan eğitim tekniklerinin Cartharfın oluşturduğu temellere dayandığım belirtmiştir. Carthart, işitsel eğitimin amacının,

- Çocuğun lisana sahip olması

- Çocuğu konuşmaya hazırlamak.

- İşitsel dünyaya daha iyi adapte olması konularında desteklemek gerektiğini vurgulamıştır. Carthart’in işitsel eğitimi 4 ana aşamayı içerir.

1- Sesin farkında olma.

2- Kaba diskriminasyonlar

3- Basit konuşma paternlerinde kaba diskriminasyonlar

4- Konuşmanın hassas diskriminasyonları

Eğitimin ilk safhasında, çocuğun dikkati günlük oyun aktivitelerindeki yüksek şiddetteki seslere doğru çekilir. Çocuk öncelikle sesin olup olmadığını fark eder. Küçük çocuklar sese dikkat etmede ve yönelmede zorlukla karşılaşsalar da eğitimin bu aşaması uzun sürmez.

Eğitimin ikinci aşamasında çocukla gürültü çıkaran nesnelerle işitsel ayırt etme çalışmaları yapılır. (Örneğin;çan, davul, düdük, korna, zil. . . ) çocuk sunulan çiftlerin aynı farklı olup olmadıklarına karar verir. Frekans, şiddet ve kullanılan uyaranın ses kompozisyonu farklılıklarını anlamasına yönelik çalışmalar yapılır. Uygulamalar sesin yüksek-alçak, vurgulu-vurgusuz, yüksek tınılı- alçak tınılı özelliklerinin ayırt edilmesini kapsar.

Üçüncü aşama, konuşma uyaranlarının ayırt edilmesini içerir. Çocuk ses varlığını fark ettiğinde ve çevresel uyaranlar arasındaki kaba farklılıkları algıladığında günlük yaşantıda sıklıkla kullanılan ve birbirinden kabaca farklılık gösteren fonetik elementler ve kısa sözcükler arasındaki farklılıkları ayırt etmek için eğitim alır.

Dördüncü aşama, birbirine benzer ünlü ve ünsüz seslerin ince detaylarını fark etmeye ve bağıntılı konuşmayı daha kolay anlamasını sağlamak için kelime hazinesini genişletmeyi içerir. Çocuk konuşma parçalarını tanımlamayı ve yorumlamayı öğrenir.

Ftexer ve WoocTa (1984) göre İşitsel eğitim programlarında ulaşılmak istenen hedef .işitme kayıplı çocuğun rezidüel işitmesini işitme cihazı ile kullanmayı öğrenmesidir. Çocuk bu şekilde işittiği çevresel sesleri ve konuşma seslerini fark etme, ayırt etme, tanıma ve yorumlamayı öğrenir. Böylece konuşma lisanını anlama ve ifade etme fonksiyonlarını kazanır.

Sözel iletişim yöntemlerinden biri olan dudaktan okuma ise görme duyusuna giren uyarıcıların birey tarafından konuşma olarak algılanma becerisidir.

2. İşaret Yöntemi

Bu yöntemle ilgili iki teknik bulunmaktadır. İşaret dili ve parmakla heceleme. İşaret dilinde işaretler düşünce ve nesnelere benzetilmeye çalışılır. Özellikle çok ileri derecede ve total işitme engelli bireyler tarafından kullanılan bir iletişim şeklidir.

Parmakla heceleme, bir dilin konuşma sesleri, el işaretleri ile belirtilerek kullanılan iletişim kurma yoludur. Her ses birimi için ayrı bir işaret kullanılmaktadır.

3. Total İletişim Yöntemi

Sözel iletişim ve işaret yöntemlerinin yararlı yönlerini alarak işitme engelli bireyin bulunduğu toplulukta geçerli olan tüm iletişim yollarından yararlanmasını sağlayan bir yöntemdir. Günümüzde bu yönteme karşı eğilim gittikçe artmaktadır.

Normal işiten bir çocuk ortalama 12. ayda konuşulanların büyük bölümünü anlar; 3. yaşta ise lisan gelişiminin %80’i tamamlanır. Sözel iletişim yöntemini savunanlar, işitme engelli çocuklarda beynin konuşma ve lisan kapasitesinin puberteye kadar uzandığını belirtmektedirler. (Lenneberg, 1967) Bu çocuklarda yaşamın ilk yıllarında lisan gelişimi için ‘kritik bir dönem’ olduğunu ve bu dönemde iletişim becerileri arttırılmaz ise, bunun hiçbir zaman kazanılmayacağını iddia etmektedirler. Bu nedenle işaret yolu ile iletişim sağlandığında çocuğun konuşma yeteneğinin gelişmesinin engellendiğini savunmakta ve bu yöntemi kesinlikle önermemektedirler.

Bu üç yöntemden başka oral yöntemi destekleyici bir diğer yöntem de cued speech’dir.

Cued Speech, normal bireylerle işitme kayıplı bireyler arasında, ayrıca işitme engelli bireylerin kendi aralarında iletişim kurabilmeleri için geliştirilmiş bir tekniktir. Cued speech tekniği dudaktan okumayı hızlandırmakta ve dudak hareketleri yönünden benzerlik gösteren seslerin ayırt edilmesinde kolaylık sağlamaktadır. Cued speech tekniği 8 el işareti ve üç farklı el konumu ile dudaktan okumaya yardımcı ip uçları vermektedir.

Bu güne kadar yapılan çalışmalar, işitme engelli çocukların dil eğitiminde sosyal iletişim, konuşma ve işitmeye dayalı yaklaşımların faydalarını ortaya koymaktadır.

Eski yıllarda konuşamayan ve işitemeyen bir çocukla eğitimcinin yazılı olarak görsel uyarıcılardan faydalanması doğaldı. Yazılı ifadeler işaret dili ile destekleniyordu. Yine bu dönemde işaret yönteminin kullanılarak iletişim becerilerinin kullanılması bazı okul programlarında yer almaktaydı. Bu okullara devam eden çocukların belli bir işaret sistemini öğrenerek toplum içindeki bireylerle iletişim kurması sözel-işitsel metodu savunanlara göre dezavantaj  sayılmaktadır. Çünkü bu çocukların kullandıkları işaret yöntemi, kendileri gibi işaret yöntemini kullanan çocuklar için iletişim kurmada etkili olmaktadır. Özellikle okuldan ayrılıp toplum içine katıldıklarında çok kısıtlı iletişim yeteneklerine sahip olacaklarından diğer bireylerle etkileşimde bulunmaları kısmende olsa engellenmiş olacaktır.

İşaret yöntemini savunanlara göre işaret kullanımının sistematik eğitiminin yapılması ile az da olsa işitme engelli bireyler arasında bir iletişim kurulabilmektedir, onlara göre sözel iletişim metodu sadece bir kısım zeki işitme engelli çocuklarda etkili olmaktadır.

Sözel iletişim metodunu savunanlara göre, işitme engelli çocukların eğitimlerinde işaret yönteminin kullanılmasının, dil eğitiminin yavaşlamasına ve uzun süreli olmasına etki etmektedir. Bununla birlikte, hem işaret hem de oral metodun birlikte kullanılmasının daha etkili olacağı görüşü üzerinde durulmaktadır. En azından sözel iletişim metodu tam olarak kullanılamayan işitme engelli çocuklar için işaret yöntemi faydalı olacaktır. Son yıllarda işitme cihazlarındaki gelişmesi, eğitimde kullanılması, eğitimciler arasında yeni görüşlerin olması, her iki metodun da birlikte kullanılmasının daha iyi sonuçları olacağını ortaya koymaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: